Akıllı Beslenme

PROBİYOTİKLER (BAĞIRSAK FLORASININ ZENGİNLEŞTİRİLMESİ)

Geleneksel yemek kültürlerine baktığımızda insanların diyetinin en az yarısının fermente edilmiş gıdalar olduğunu görürüz. Bizim ülkemiz için başlıca fermente gıdalar yoğurt(Prebiyotik), kefir, peynir, zeytin, ekşi hamur ekmeği, balık, tarhana, sirke, boza, şalgam suyu ve turşulardır. Maalesef son yıllarda gıda endüstrisi gıdaların raf ömrünü artırmak için (UHT, pastörizasyon vb.) probiyotikleri tahrip etmektedirler.
Artık ekşiyebilen bir yoğurdu, ekşi maya ile yapılan bir ekmeği şehirlerde bulmanız oldukça zordur. En önemli probiyotik kaynaklarından biri turşulardır. Mesela lahanayı ele alalım, bu sebzeyi ancak 2-3 ay taze bir şekilde yiyebilirsiniz. Ama lahanayı turşu yaparsanız bütün bir yıl boyunca yiyebilirsiniz. Üstelik lahana turşusu taze lahanadan çok daha besleyici bir gıdadır. Örneğin probiyotiklerden vitaminlerden ve sindirici enzimlerden son derece zengindirler. Bir porsiyon turşudan 10 trilyon probiyotik alabilirsiniz. Hâlbuki en güçlü probiyotik preparatı bile nadiren 10 milyar koloniden fazlasını içerir. Sindirim enzimleri sindirime yardımcı olurken birçok toksinin de nötralize edilmesini sağlarlar.
Bağırsak florasının zenginleştirilmesinde önce geleneksel fermantasyon ürünleri (turşu, keçi sütünden mayalanmış yoğurt, kefir, peynir, darıdan yapılan boza, doğal sirke vb) tüketilir. Bunlar yeterli olmuyorsa piyasada satılan probiyotikler preparatlar da diyete ilave edilir.Uzun süredir probiyotiklerden fakir gıdalarla beslenen ve bağırsak florası normal olmayan kişilere probiyotiklerden zengin gıdalar verilirken dikkatli olmak gerekir.

Bağırsak florası normal olmayan kişilerin bağırsağında çok sayıda patojen mikroplar vardır. Birden bire yoğun probiyotik alınırsa, probiyotikler hastalık yapan mikropları öldürür. Bu mikroplardan çıkan çok sayıda toksinler kana geçerek hastanın rahatsızlıklarını artırır. Hastalarda geçici bir süre hiperaktivite, davranış bozuklukları, uyku sorunları, hırçınlık ve saldırganlığı arttırabilir. Ancak bu geçici bir durumdur ve bu ekstradan oluşan toksinlerin vücuttan atılımını takiben ortadan kalkar. Buna İngilizcede ‘die-off reaction’ denir. Aslında bu bir ‘iyileşme krizi’dir. Bu durumu önlemek için probiyotiklere ya da probiyotik gıdalara küçük miktarlarda başlanarak daha sonra yavaş yavaş artırılır. Örneğin turşu verilirse önce 1 tatlı kaşığı turşu suyu verilir. Daha sonra bu miktar artırılır. En sonra turşunun kendisi yine az miktarla başlanarak giderek artırılır. En sonunda bir porsiyona çıkarılır. Böylece hastalık yapan mikroplar yavaş yavaş ölür.

Doğal yollar ile kontrol edilemeyen hastalara sindirim enzimleri takviyesi, patojen mikroplara karşı antibiyotikler ve ticari probiyotikler verilir. Antibiyotik tedavisi sırasında da dikkatli olmak gerekir. Çünkü birden bire ölen patojen mikropların toksinleri daha önce anlattığımız iyileşme krizine neden olabilir. Bu durumu önlemek için antibiyotiklere küçük dozlarda başlanır ve daha sonra doz yavaş yavaş artırılır.

Prof. Dr. Ahmet AYDIN

İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABDBeslenme ve Metabolizma Bilim Dalı Başkanı

Sibo su olanların probiyotik beslenmeye geçmeden önce tedavi olması gerekir.

Halk Sağlığı Araştırmacısı

ALİ ÇERÇEL

Leave a Reply

%d blogcu bunu beğendi: