Besin Destekleri,  D VİTAMİNİ,  Genel Kategori,  Vitamin ve Mineraller

Koronayı hafif atlatmak istiyorum!!! D3 vitaminini yüksek tutuyorum.

Sağlık Bakanlığına Duyurudur:  D3 vitamin seviyesinin yükseltilmesi bile, tek başına enfeksiyona karşı yüksek koruma ve koronanın olumsuz etkilerine dayanıklılık sağlayacaktır.

Koronayı hafif atlatmak istiyorum!!! D3 vitaminini yüksek tutuyorum. 

Mart ayının başında yaptığım duyurudaki bilgilerin doğruluğu bir bir farklı ülkelerden gelmeye başladı. Bizlerin 10-15 yıldır bildiği gerçekleri bazı hekimlerimiz bilmiyorsa, buna engel olan güçlere dur demeliyiz.

D vitamini, aşırı sitokin faaliyetlerini baskılayarak aşırıya kaçmış enflamasyon tepkilerini düzene sokar.”

Enfeksiyonu engellemeD vitamini bir enfeksiyona maruz kalındığında mikrop öldürücü peptitleri üretiyorlar (4b).  Bu mikrop kırıcı peptitlerden en önemlisi ise katelisidin. Bu maddeler bakteriler, virüsler ve mantarlara etki eden geniş spektrumlu antibiyotikler gibi etkiliyorlar. Mikroorganizmaların hücre duvarlarını tahrip ediyorlar.” 

Ulusal Kampanya:

Koronadan Ölmek istemiyorum!!! D vitaminini yüksek tutuyorum.

Halk Sağlığı Merkezlerinde ve tüm hastanelerde, D3 vit. taraması yaptırıp yeterli seviyede olmayanların D3 vitamin seviyelerini kontrollü şekilde, doktor kontrolünde arttırılmalı. Buraya yapılacak masraf sağlık giderlerini ciddi şekilde azaltacaktır.

Sağlık çalışanlarınızın bir bir hastalanıp ölmesini istemiyorsanız;

Halkınızın bir bir kırılıp hastanelere doluşmasını istemiyorsanız; 

Sağlık sektöründe yapılan harcamayı ciddi şekilde azaltmak istiyorsanız; Halkınızın, enfeksiyonlara karşı dayanıklı olmasını istiyorsanız;  

Yaşlılarınızın, kronik hastalığı olan kişilerin ölmesini istemiyorsanız; çoğu hastalıkların %30 oranında azalmasını istiyorsanız aşağıdaki önlemleri acilen aldırınız. 

Sloganımız: 

Koronadan Ölmek istemiyorum!!! D3 vitaminini yüksek tutuyorum.

Koronayı hafif atlatmak istiyorum!!! D3 vitaminini yüksek tutuyorum.

Halkımızın, koronadan ölmelerini istemiyorsanız ve de hafif atlatmalarını istiyorsanız; D3 vit. seviyesini herkesin 60-100 ng/ml aralığında tutmaya çalışmalısınız.

Kişilerin, D3 vitamini seviyelerini yükseltmeleri,  salgının belini kıracaktır. Yakalanan kişilerde, enfeksiyonun olumsuz etkilerini kolay karşılayacaktır. Aşağıdaki önlemleri yürürlüğe lütfen sokunuz.

1- D3 vit. Seviyesini 60-100 ng/ml çıkartılacak. Hatta koronadan dolayı 80-100 ng/ml seviyesine çıkartılacak. Kanser hastalarının D3 vit. seviyesi 100-120 ng/ml olmalı.

D3K2 içeren, damlası 1000 iü olan aparatlardan her 10 kg a 1 damla olacak şekilde  kişinin durumuna göre hekimlerimizin doz ayarlaması yapması gerekir. 60 kg ağırlığı olan birinin ortalama 6000 iü/ gün  yani 6 damla, gereksinmesi olduğunu Prof.Dr. Ahmet Aydın hocamızın tablosunda belirlemiştir.

D3 vit. Seviyesi düşük olanın, kilosunun durumuna göre 30-40 gün, iki kat fazla yani 12-15 damla D3 vit. takviyesi doktoru tarafından verilecektir. Kişi ilk kullanımdan 30-40 gün  sonra tekrar 6 damlaya düşürecektir. Yılda 2 kere yapılacak tahlille doz ayarlaması hassas hale getirtilmelidir. Tahlile gitmeden 20 gün önce doz alımına ara vermek gerekir.

-Magnezyum takviyesi mutlaka alınmalıdır. D3 vitaminin aktivesi için zorunludur. Magnezyumun etkin formunu iki öğün arasında içmek gerekir.  (mg Citrat, mg glisinat, mg malat, mg bisglisinat, mg taurat yada bunların karışımı olabilir. 300-400 mg kadar kişiye göre doktoru önerecektir.

A vit. Fazlalığı, D3 vitamininin faydalı etkilerini bozar; A vit. azlığında  ise D3 vit. fonksiyonlarını yerine getirememektedir. Hatta yetersiz bir D3 vitaminine sahip vücutta, A vit fazlalığı toksik etkiye sahip olur. Bu durumda olanlar A vit. desteği almamalı. A vit. öncüsü olan beta-karoten alınırsa (pancar, havuç) metabolizmamız gereksinmesi kadarı A vitaminine dönüştürecektir.

 “A vitamini immün sistemi uyararak solunum ve mide-barsak sümüksü zarlarını mikroorganizmaların istilasına karşı korur. A vitamininin enfeksiyonlara karşı olan bu olumlu etkileri daha çok A vitamini yetersizliğinin olduğu hastalara kendini göstermektedir. Diyetinde yeterli A vitamini olan kişilere A vitamin takviyesi yapmanın etkisi ya çok az ya da yoktur; hatta doz biraz aşarsa tehlike de yaratabilir” (8-16). Ahmet Aydın hocamız sentetik A vit. takviyesi almayı önermiyor.

Beta-karoten (havuç ve pancar, A vit. öncüsü) yiyerek vücudumuz gerektiği kadar A vitaminini kendisi üretebilmektedir.

-K2 vitamini: Probiyotik beslenenler ve yaşı genç olanların bağırsağındaki yararlı bakteriler yeterince K2 vitamini üretir. Önerimiz İleriki yaşlarda veya kronik hastalığı olanların,  D vitamini ile K2 vitamini almasıdır. Doktorunuz bunu ayarlayacaktır.

“Eğer kişide K vitamini eksikliği mevcut ise D3 vitamini alımı uygunsuz doku kalsifikasyonuna neden olabilir. Bu nedenle D3 vitamini kullanan erişkinlerde her 1000 ünite D3 vitamini için 100 mikrogram K2 vitamini alınması gerektiği ileri sürülmektedir. Yani vücutta kalsiyum, d vitamini ve k vitamini bir denge içinde olmalıdır.” Prof.Dr.Hasan Önal

“D vitamini eksikliğinin başta tüberküloz, diğer, enfeksiyonlar, astım, diyabet, kanser, romatizmal hastalıklar, otoimmün hastalıklar (lupus, siroz, hepatit, Crohn hastalığı,  Graves hastalığı,  multipl skleroz vb) , miyokart enfarktüsü, alerjik hastalıklar ve otizm olmak üzere birçok hastalık için risk faktörü olmasının nedeni budur.”

2- C vit. Takviyesi Alınacak:

  Sabah – akşam tok karnına 1000 mg içerek günlük gereksinmemizi karşılamış oluruz.

“Lökositlerin bakteri, virüs ve kanser hücrelerini fagosite etmesi (yutması) için kandaki düzeyin 50 katı C vitaminine ihtiyaçları vardır.”

C vitamini interferon seviyesini yükselttiği gibi aktivitesini de arttırır. Timüs hormonlarının üretimini arttırarak, bağışıklığımızı güçlendirir. Mikroba karşı antikor oluşumunu arttırır.

Enfeksiyonun başında saat başı 500 -1000 mg C vit. alınabilir. Bütün gün saat başı alınacak takviyelerin toplamı 8-10 gr. tutabilir. İkinci gün 6-8 gr, üçüncü gün 4-6 gr, dördüncü gün 2-4 gr, beşinci gün normal dozuna 2 gr. düşülebilir. Buna doktorlarımız, hastaların durumuna göre karar vereceklerdir.

3- Çinko (Pikolinat formu olabilir) : Kan tahlil sonucu referans değeri 60-90 mg/dl  arasında olanların düşük doz 10- 20 mg çinko yeterlidir. Sabah tok karnına doktorunun önerisiyle almalı. Referans değerinin çok altında çıkan sonuçlarda 50 mg çinko doktorunun uygun göreceği şekilde (bakırlı) verilecektir.

4- Omega-3 balık yağı herkesin içmesi sağlanmalı.Yada hamsi, istavrit, sardalya gibi balıkların haftada üç gün yemeleri teşvik edilmeli. Günlük doz yetişkinlere Epa+Deha toplamı 1500-3000 mg)

Omeğa-3 balık yağı, zerdeçal ve D3 vit. gibi yangı gidericidir. Enfeksiyona karşı vücudumuzun yanıtının, immün sistemin aşırı çalışmasını dengeler. Anti-enflamatuar (yangı giderici) etkisi vardır. Omega-3 /omega-6

dengesini sağlayarak pıhtılaşmanın artmasını, kontrolsuz hücre bölünmesini engeller. 

Hatta Coenzim Q 10 la birlikte alınması etkinliğini artırabileceği gibi artı yararda sağlar. Kronik hastalığı olanların vede yaşı 45 den fazla olanların 3000 mg /gün kullanmasında yarar var. Hastanız   düşük doz kan sulandırıcı kullanıyorsa yada aspirin kullanıyorsa, uygun görürseniz sadece yüksek doz omeğa-3 balık yağını hastanıza önerebilirsiniz.(ifos belgeli olanlardan) Bkz. Omega-3 Faydalarına.

5- Selenyum eksikliğinde, takviyeyi doktorunun önerdiği şekilde almalı.

Selenyum kan değeri kontrol edilmeli, duruma göre 3 ay boyunca 200 mikrogram, yada değer normalin alt sınırının biraz üstündeyse 100 mikrogram lık tablet  içilebilir. C vit. İle birlikte içmemeli. Ayrı saatlerde içilmeli. Fazlalığı tehlike yaratabilir, doktor kontrolünde alınmalı.

“Selenyum bağışıklık sisteminin fonksiyonu için gerekli bir eser elementtir.  Selenyum verilen prematüre bebeklerin verilmeyenlerden daha az hastane enfeksiyonu geçirdiği gösterilmiştir. Selenyum düşüklüğü olan kişilere selenyum takviyesi yapıldığında viral hepatit sıklığı azalmıştır” .Prof.Dr.Ahmet Aydın)

6-  N-Asetil Sistein : Güçlü bir antioksidan. Glutatyon yapımında olmazsa olmazlardan. Bronşları açıcı etkisi, solunum yollarındaki mukozanın betonlaşmasını engelleyerek virütik ilaçların daha etkili olmasını da sağlar. (titanyum dioksit veya aspartan içerenleri kullanmayınız)

7- Probiyotik beslenme teşvik edilecek. Yapamıyorsa pre -probiyotik takviyeler almalı.(tuzlu su ile yapılan turşular, şalgam, boza , kefir vb. )

8- Zerdeçal sabah-akşam silme birer tatlı kaşığı ya da, yeterli destek alınmalı. Zerdeçal D vitamini gibi aşırı sitokin faaliyetlerini baskılayarak, aşırıya kaçmış enflamasyonu azaltır.

Erişkinler için 200 mg/gün’lük dozlardaki (yaklaşık 2 silme tatlı kaşığı toz) kurkuminin antienflamatuvar, antioksidan, antikanserojen ve antiaterojenik olduğu gösterilmiştir. Bilinen bir yan etkisi de yoktur. Zerdeçalın başta solunum yolu enfeksiyonları, kanser, Alzheimer mültipl skleroz, katarakt oluşumu, karaciğer hasarı, enfarktüs ve felç olmak üzere çeşitli hastalıklar üzerine olumlu etkileri olduğuna ilişkin çok sayıda çalışma vardır. Etkin kullanma şeklini aşağıda bulabilirsiniz.

Hazırlama güçlüğü çekenler, etkili sıvı kapsüllerden kullanabilir.

9-Qursetin in Coronada Hasan Önal hocamız etkili olabileceğini söylüyor. Araştırması devam ediyor. İlgilenenler (kronik hastalığı olanlar) ilgili makaleyi mutlaka okumalı.

“Korona virüs hücrelere girmek için ACE2 (Anjiyotensin Dönüştürücü Enzim) reseptörünü kullanır. Virüs hücreye girdikten sonra, RNA içeriğini boşaltır ve daha fazla virüs üretmeye başlamak için hücreyi ele geçirir. Korona virüsün ACE2 reseptörüne bağlanmasını önlemek, virüsün hücreye girmesini engeller.”

“Quersetin serin proteaz enzimlerini etkisiz hale getiren doğal bir moleküldür. Koronavirüsün tutunmasını sağlayan TMPRSS2 isimli serin proteazı da etkisiz hale getiriyor olması muhtemeldir” H.Ö:

10 –  B12 vit.  600-1000 pg/ml  arasında olmalı. Eksikliğinde Norogrizovim ampülü doktorunuzun önerdiği şekilde vurdurunuz.

11- Ferritin “Demirin enfeksiyonlarla olan ilişkisi en az 30-40 yıldır bilinmektedir. Fazla demir verildiğinde vücudun normal antibakterial mekanizmaları bozulmaktadır ( Demir bağlayıcıları bakteriyel, paraziter ve viral infeksiyonlarla mücadelede oldukça etkilidir.” Prof.Dr.A.A.

Bu yüzden ferritin miktarı 100 ng/ml yi geçmemeli. Demir azlığıda bağışıklığın iyi çalışmasını engeller. Gerekirse takviye alınmalı.

12- Propolis: İçerdiği 300 den fazla bitkisel aromatik maddenin sinerjik etkisiyle virüslere karşı çok etkilidir.

13- Akıllı Beslenmeye geçilecek:

Un, şeker, nişasta, gazlı-şekerli içeceklerden uzak durulacak. Bol yeşillikli, pancarlı, havuçlu, lahanalı, soğanlı, sarımsaklı sirkeli, limonlu salatalar.

-Yulaf unlu- ekşi mayalı, şekersiz kurabiye, ekmek az miktarda yenilmeli Yada beta-glukan takviyesi alarak düşük bağışıklığı yükseltmeli.

-Beslenmede kemik suyunu, kelle-paça çorbasını öğünlere dahil etmek gerekir. 

-Hazır gıdalardan ve yanlış yağlardan uzak durulacak.( Merada dolaşan hayvanın tereyağı ve iç yağları, soğuk sıkım zeytinyağı şifalıdır.

-Aralıklı açlık (16 saat) uygulanacak. Akşam 18-20.00 den sonra hiç bir şey yenmeyecek

-Akıllı Beslenmenin temel maddesini oluşturan ruhun dinginliğini sağlayacak yöntemler geliştirmeli. Kişi içindeki gücü keşfetmeli.

14- Kişide Sibo yoksa prebiyotik ve probiyotik destek vermeli. Günde 3 kez aç karnına içilerek başlanılacak. Sibosu varsa sadece probiyotik takviye verilmeli. Probiyotik şalgam suyu, Akıllı Turşu, kefir, boza, tuzlama yiyecekler, bir kadeh kırmızı şarap, gerçek tulum peyniri vb gıdalar önerilir.

15- Aşırıya kaçmadan egzersiz ve yürüyüş yapmak hatta uygun olanların ağırlık çalışması önemli.

16- Folik Asit:

Öğünlerde yeşil salata yiyerek folik asit yükseltilecek. Folik asiti sentetik olarak uzun süre kullandırmak, zararlı etkileri olabilir. Doğal yolla yükseltilmesi en güzeli.

Halk Sağlığı Araştırmacısı

ALİ ÇERÇEL

Kaynaklar:

https://akillibeslenme.com/category/d-vitamini/

https://akillibeslenme.com/?s=enfeksiyon

https://akillibeslenme.com/?s=d+vit.

https://akillibeslenme.com/?s=korona

Leave a Reply

%d blogcu bunu beğendi: