Genel Kategori

KORONA VİRÜSÜNE KARŞI KOLAY ÖNLEMLER

26 Şubat 2020

D vit, C vit, takviyesi al ve diğer kuralları uygulayınız. %90 ın üzerinde enfeksiyondan korunacaksınız. Ayrıntılı bilgi aşağıda. Çoğu virüslerden farklı olarak lipit kaynaklı zarfla çevrilidir. Diğer virüsler gibi, hücresi olmadığı için antibiyotiklerin hiç bir faydası yoktur.“İnterferon (İFN), vücut hücrelerinin çoğunluğunca sentezlenen, bakterilere, parazitlere, virüslere ve tümörlere karşı etki gösteren bir proteindir.

İnterferonların en önemli etkileri, virüslerin çoğalmasını önleyebilmeleridir.” (Yrd.Doç.Dr. Müjde ERYILMAZ)“Korona virüsü hücre içerisine girmek için ACE/2 denilen enzime (protein) bağlanır. Bu protein durdurulabilir ve bloke edilebilirse sorun çözülecek.”
Prof.Dr.Benter. Çalışmalar devam ediyor.Ace/2 enzimi en fazla bulunduğu yer akciğerlerimizdir. Bu yüzden zatürre olarak etkisini göstermektedir.

Burun akıntısı, boğaz ağrısı olarak ortaya çıkmaz. Öksürükle birlikte nefes darlığı ,solunum yetmezliği şeklinde varlık gösterir.Ace/2 enzimi bazı ırklarda daha fazla bulunmaktadır. Sıgara içenlerde, hamilelerde, kadınlara göre erkeklerde, daha fazla miktarda bulunmaktadır. Korona virüsü ile bulaşık bir insandan hastalık, öksürük ve temasla bulaşabilir. Bu enfeksiyon %80 nımızı etkilemeyecektir. Bağışıklığı düşük, hamile, kemoterapi alanları, 60 yaş üstünü, yoğun sığara içen insanları etkileyecektir.Şüpheli yerlere girip çıktıktan sonra virüsü alıp almadığınızı yada sizde varlık gösterip göstermediğini şu şekilde anlayabilirsiniz.(Kuluçka devresi 14 gün yada daha fazla sürebilir.) Derin bir nefes alarak nefesinizi 10 sn kadar tutmaya çalışınız. Tıkanıklık, öksürme, rahatsızlık, vb. olmuyorsa sorun yok. Oluyorsa akciğerlerde fibroz var demektir. Hemen bir sağlık kuruluşuna gitmelisiniz.

1- D vitamini: Korona virüsü, zatürre yaparak kişiyi öldürebilmekte. Zatürrenin en iyi ilacı D vitaminidir. (Prof.Dr. Ahmet Aydın) Çok yoğun antibiyotik tedavilerinde bile yaşlılarımız zatürreden zor kurtulabilmektedir. Ama D vitamini seviyesi 90 ng/ml olan yaşlılarımıza verilen antibiyotiklerden çok olumlu karşılık alınmaktadır.
D vit. , infeksiyona maruz kalındığında mikrop öldürücü peptitleri üretirler. Geniş spektrumlu antibiyotikler gibi etkilerler. Mikroorgonizmaların hücre duvarını tahrip ederler.

Güçlü bir D vit. ve C vit. ile enfeksiyona karşı savaşımız daha kolay olduğunu Prof. Dr.Ahmet Aydın Hocamız bize yıllar öncesinden gösterdi.

  • Hastalarda , yaşlılarda, sağlık personelleri ,kalabalık ortamlarda çalışmak zorunda kalanlar: 80-100 ng/ml seviyesine çıkartılmalı.
  • Gençlerde ve çocuklarda 60-80 ng/ml seviyesine çıkartılmalı.
  • Kanser hastalarında 100-120 ng/ml seviyesine çıkarılmalı.

D vit. seviyesini ve alınma sıklığını, mutlaka herkes kendi doktoruna sormalı. Özellikle bağırsak florası bozuk olanların, kalsiyum miktarının yüksek olanların, yaşlıların, probiyotik beslenmeyenlerin mutlaka K2 vitaminiyle almaları gerekebilir. Magnezyum takviyesi D vit. aktivesi için gereklidir. A vit. azlığıda fazlalığıda D vitaminini olumsuz etkiler. Dengede olmalı.

2-Yüksek doz C vitamini almalı.“Lökositlerin bakteri, virüs ve kanser hücrelerini fagosite etmesi (yutması) için kandaki düzeyin 50 katı C vitaminine ihtiyaçları vardır.” C vitamini interferon seviyesini yükselttiği gibi aktivitesini de arttırır. Timüs hormonlarının üretimini arttırarak, bağışıklığımızı güçlendirir. Mikroba karşı antikor oluşumunu arttırır..

Sabah-akşam 1000 mg C vit. hap yada askorbik asit içmeli. Hatta enfeksiyon başladığını hissettiğinizde: 2 saatte bir, 500 mg C vitamini almalı.Toplam bir günde 5000mg -6000 mg yani 10-12 tablet (500 mg ) alınmalı. Bazen bu doz 10000 mg çıkabilmekte. Bu yüksek doz alımı, en fazla iki gün sürmeli sonra yavaş yavaş günlük 2000 mg düşürmeliyiz. Yinede herkes bu dozu almasında sakınca olup olmadığını mutlaka doktorundan öğrenmeli. (Önerilen doz büyükler ve özel bir hastalığı olmayanlar için geçerlidir. Herkesin, doktorunun önerdiği kadar alması en doğrusudur.)

3-Magnezyum mutlaka 300-400 mg iki öğün arasında her gün alınmalı; Kan referans değeri normal çıksa bile alınmalı.

-Zinko 10-22 mg yemekten sonra sabahları almalı. (Kan referans değeri alt sınırda olsada bile bu doz alınabilir.)

-Selenyum kan değeri kontrol edilmeli duruma göre 3 ay boyunca 200 mikrogram, yada değer normalin alt sınırının biraz üstündeyse 100 mikrogram lık tablet meyve ile birlikte içilebilir.

-Zerdeçal sabah-akşam silme birer tatlı kaşığı yeterli destek alınmalı.-

-Probiyotik beslenme teşvik edilecek. Yapamıyorsa pre -probiyotik takviyeler almalı.(tuzlu su ile yapılan turşular, şalgam, boza , kefir vb. )

-Omega-3 balık yağı : Herkesin içmesi sağlanmalı. Yada hamsi, istavrit, sardalya gibi balıkların haftada üç gün yemeleri teşvik edilmeli .Günlük doz yetişkinlere 1500-3000 mg)

-N-Asetil Sistein : Güçlü bir antioksidan. Glutatyon yapımında olmazsa olmazlardan. Bronşları açıcı etkisi, solunum yollarındaki mokuzanın betonlaşmasını engelleyerek virütik ilaçların daha etkili olmasını da sağlar(titanyum dioksit içerenleri kullanmayınız.).

-Akıllı Beslenmeye geçilecek. Un, şeker, nişasta, gazlı-şekerli içeceklerden uzak durulacak. Bol yeşillikli, pancarlı, havuçlu, lahanalı, soğanlı, sarımsaklı sirkeli, limonlu salatalar.

-Yulaf unlu- ekşi mayalı ,şekersiz kurabiye, ekmek yenilmeli. Yada beta-glukan takviyesi alarak düşük bağışıklığı yükseltmeli.

Bağışıklığı lökositleri düşük olanların (beyaz kan hücresi) geven otu tüketmeli.Yada Astragalus hapından aç karnına sabah 2 adt. ,akşam 2 adt. tüketmeli.

-Kinin içeren ilaçlar. Hasta olmadan kullanılmamalı. Bu iaçlar toksik etkilidir. Hücre içerisine virüsün girmesini engellediği gibi, besinlerinde girmesini engeller.

-Propolis: İçerdiği 300 den fazla bitkisel aromatik maddenin sinerjik etkisiyle virüslere karşı çok etkilidir. D vit. ,omeğa-3 balık yağı, zerdeçal gibi yangı gidericidir. Enfeksiyona karşı vücudumuzun yanıtının, immün sistemin aşırı çalışmasını dengeler, anti-enflamatuar (yangı giderici) etkisi vardır.

-Melatonin: Bağışıklık sistemimize özellikle kimilerimize önemli katkılar sağlıyacaktır. Aynı zamanda bazı kanser türlerine de olumlu katkıda bulunabilir.

-Melatonin 30 yaş üstü 5 mg ,

– Kaliteli uyku uyuyamayan veya 40 yaş üstünde olanlar 10 mg akşam yatmadan önce bir tablet içmeli. 

-Gece çalışan her yaş grubunun 10 mg melatonin her gün içmeli.

Önerileri doktorunuza sormadan kesinlikle kullanmayınız.

4- Diğer Önleyici Etkin Önlemler:

Kaya tuzu, silme 1 çay kaşığı bir bardak su ile karıştırarak, ağıza ve buruna gargara yapılmalı. (Deniz suyu kıvamında %0.09 ) Virüs alınmışsa bile ölecektir. Küçük poşetlerde kaya tuzu taşımalı işyerlerinde yada riskli kalabalığa girip çıkınca uygulamalı. Başarı oranı tam değildir.

-Sabun : Eller dikkatli ve yavaşça sabunlanarak bol suyla yıkanmalı ve iyice kurutmalı. Virüslerin nemli ve soğuk iklimi sevdikleri unutulmamalı.
Aşırı sık yıkanan eller hassaslaşır, hastalıkların giriş kapısını arttırır. Gereksiz yerede ellerimizi yıkamamalıyız.

-Alkol %80 lik : Bilinenin aksine alkol virüsü öldürüyor. Çantamızda 80 C kolanya bulundurarak her biriyle el sıkıştığımızda yada bir yere dokunmak zorunda kaldığımızda, elimize sık sık kolonya sürmeliyiz.“Alkoller hücre zarına zarar vererek ve proteinlerin yapısını bozarak etki eder. Proteinler bütün canlıların yapısında bulunur ve organizmanın canlılığını devam ettirebilmesi için gerekli süreçlerde görev yapar. Proteinler karmaşık yapılı makro moleküllerdir. Yapılarında meydana gelen değişimler proteinlerin işlevlerini yerine getirememesine sebep olabilir. Etil alkol ve izopropil alkol proteinlerin yapısındaki hidrojen bağlarını kırar ve protein ile alkol molekülü arasında yeni hidrojen bağları oluşur. Sonuçta proteinin yapısı değişir.Mikroorganizmanın türüne göre değişse de alkol derecesi %60-%90 en uygun orandır.” Dr. Tuba Sarıgül-

Karanfil: Çantamızda olmazsa olmazlardan. Küçük bir kutuda yada küçük bir poşette karanfili taşıyabiliriz.Hiç bir şey olmazsa bile günde 2 kere tüketmeli. Ağızda ezerek emmeli, antiseptik özelliğinden faydalanmalı. Her kritik durumda da ağzımıza atmalı, gereksinmesi olana ikram etmeliyiz.-

Zencefil: Ağızı acıtacak kadar, küçük taze zencefil parçasını çiğnemeli; (Duruma göre ara ara uygulamalı)

-Kolloidal gümüş suyu olduğundan emin olduğunuz spreyi ağız ve burun içerisine sıkınız.(plastik ambalajlarda sunulan gümüş sularını kesinlikle kullanmayınız. Bakterilere karşı oldukça etkilidir. Sürekli kullanılması sakıncalıdır.Yararlı bakterileride öldüreceğinden her zaman kullanmayınız. Sadece bulaşık ortama grip çıktığınızda kullanmanız en doğrusudur.

-Hindistan cevizi yağı, ara ara 1 çay kaşığı (silme), ağızda dağıtarak yenebilir.(Antiseptik özelliği vardır).

Bu süreçte gözümüze parmağımızı değdirmemeliyiz. Gerektiği durumda maskemizi hemen takmalıyız. İlk fırsatta ellerimizi ovarak iyice sabunla yıkamalıyız. Hiç bir şey yapamıyorsak bile sık sık az miktarda su içmeli. Ağıza giren virüsün mideye inmesi sağlanmalı. Mide asidi her türlü bakteri ve virüsü öldürecek güçtedir.

Qursetin in Coronada Hasan Önal hocam etkili olabileceğini söylüyor. Araştırması devam ediyor.

“Korona virüs hücrelere girmek için ACE2 (Anjiyotensin Dönüştürücü Enzim) reseptörünü kullanır. Virüs hücreye girdikten sonra, RNA içeriğini boşaltır ve daha fazla virüs üretmeye başlamak için hücreyi ele geçirir. Korona virüsün ACE2 reseptörüne bağlanmasını önlemek, virüsün hücreye girmesini engeller.”

“Quersetin serin proteaz enzimlerini etkisiz hale getiren doğal bir moleküldür. Koronavirüsün tutunmasını sağlayan TMPRSS2 isimli serin proteazı da etkisiz hale getiriyor olması muhtemeldir” H:Ö:

Buradaki önlemlerin değişik oranlarda katkısı olmakla birlikte en etkilisi D vit. ve C vit. olmaktadır.

Halk Sağlığı Araştırmacısı

ALİ ÇERÇEL

D vit.Önemi ve Dozu için aşağıdaki linki tıklayınız.

https://akillibeslenme.com/category/d-vitamini/

C vit. Önemive Dozu için aşağıdaki linki tıklayınız

https://akillibeslenme.com/c-vitamini-askorbik-asit-onemi-ve-dozu/

%d blogcu bunu beğendi: