covid 19 akarşı,  Enfeksiyon hastalıkları

2021 DEJAVU mu OLACAK?

2021 DEJAVU mu OLACAK?

January 2, 2021

Covid-19 virüsüne karşı klasik ve yeni nesil aşılar tüm dünyada onay almaya başladı. Aşılar beraberinde domuz gribi salgınında oynanan oyunları akla getirdi.

İleri sürülen çekinceler:

  • Ölüm sayısı abartılıyor, zaten olguların çoğu semptomsuz veya hafif geçiriyor.
  • Virüs salgınından ölümlerin çoğu aşırı tedavi komplikasyonu ile gerçekleşiyor.
  • Virüs zaten kendini değiştirecek aşılar her değişimde yeniden yapılmak zorunda kalacak.
  • Aşıların uzun dönem yan etkileri bilinmiyor, özellikle yeni nesil aşılar DNA mızı değiştirebilir.
  • Aşılar kısırlık getirebilir.

Gelişmekte olan ülkelerin büyük olaylar karşısındaki refleksleri benzer olup öngörülebilirlik içermektedir. Gelişmiş ülkeler ve büyük şirketler bu öngörülebilirliği zaman zaman çok iyi kullanabilmekte ve kazanca çevirebilmektedir.

Arap asıllı  gazeteci  Husam İytanı’nın  “Aşı karşıtlığı: Kendini gerçekleştiren kehanetler” başlıklı yazısından bir bölüm vermek istiyorum (1):

“Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro, Covid-19 aşısını üreten ilaç firması  Pfizer’ın aşıdan kaynaklanacak herhangi bir yan etkinin sorumluluğunu üstlenmemesini, aşı olanlar “timsaha dönüşebilir” ama bunun sorumlusu şirketler değil şeklinde eleştirip buna karşı uyardı.

Lübnan‘da Cumhurbaşkanı’nın partisinin (Özgür Yurtsever Hareket/ÖYH) sahibi olduğu televizyon kanalı da, aşıya karşı şiddetli bir kampanya yürütmekte ve Batılı hükümetlerin, iş adamlarının, istihbarat servislerinin dünyayı kontrol altına almak için katıldıkları küresel komplonun bir parçası olduğuna dair açıklamalar yapmaktadır.

Salgının başlangıcından bugüne kadar dünyada aşıdan şüphelenenlerin yaklaşımlarıyla ilgili bir grafik çizmek zor değil. Birçoğu ilk olarak, hastalığın tehlikeli olduğunu inkar etmek, ardından tehlikesini küçümsemek konusunda birleştiler. Daha sonra da Çin veya ABD ya da milyarlar kazanmak ve elektronik bir çip aracılığıyla beynine girmek isteyen büyük şirketlerin bir tür komplosu olduğunda uzlaştılar.

Şüphe ve ihtiyat akıllı kimselerin inkar edemeyeceği iki haktır.

Denenmemiş ve tamamen yeni olan “mRNA” teknolojisini benimseyen  aşı, etkinliği ve yan etkileri yakından takip edilmeden insan vücuduna girmemelidir ancak bu aşının etkinliği ve yol açabileceği semptomlar kısa vadede gözlemlenemeyecektir. Çoğu uzman, aşının etkilerinin tam olarak anlaşılması için 15 yıl gibi bir süre gerektiğini söylemektedir.

Her yeni ilacın tehlikeleri konusunda bilimsel  farkındalığa, etkilerini gözlemleme ve derin bir şekilde araştırmanın önemine dayanan ihtiyat başka, batıl inançlara, efsanelere ve komplo teorilerine teslim olmak bambaşka kavramdır. Bu ikisi eleştirel ve bilimsel düşünceyle birbirlerinden ayrılmalıdır. Ancak bugün dünya, salgının bilimsel ve batıl inanç tarzları arasındaki engelleri yıkması, ilkel içgüdüleri ve duyguları tetikleyen mantıksız söylemleri mutlak gerçekler düzeyine yükseltmesi gibi bir trajedi yaşamaktadır.

Bazı ülkelerde yapılan kamuoyu yoklamalarında mevcut aşıyı yaptırmayı reddedenlerin oranlarının yüzde 50’yi aştığını gösteriyor.

İlaç şirketleri, tek amacı hastaların sıkıntılarını gidermek olan melekler değiller.’’

Peki Aşı olmasak neler olacak bakalım;

Covid’e yakalananların vücutlarında önemli bir madde olan anjiotensin 1-7 peptid seviyesi ciddi olarak azalmaktadır. Bu madde özellikle şeker, tansiyon, kalp hastalığı gibi  kronik hastalığı bulunan bireylerde sağlıklı kişilere oranla 20 kat daha fazladır. Çünkü bu madde hasta bireylerde hayatta kalmayı sağlayan bir denge unsurudur. Virüs bulaştığı kişide bu maddeyi tüketerek vücuttaki dengeleri bozmakta ve ölüme neden olmaktadır. Eğer hastalık atlatılırsa bahsedilen bu eksik peptidin yerine konulması 6 ay ile 1 sene almaktadır.

Covid geçirmiş hastaneye yatmış bireylerde hastalık sonrası sonrası dönemde bu peptidin eksikliği nedeni ile:

  • Her iki cinsiyette fertilitede (doğurganlık) azalma
  • İnsülin direnci- tip 2 diyabet-obezite sıklığında artma
  • Dirençli Hipertansiyon
  • Hem erişkinde hem çocukta Tip 1 diyabet sıklığında artış
  • Kanser, kalp krizi ve inme görülme sıklığında artış
  • Kanserin vücuda yayılma hızında artış
  • Atrial aritmi
  • Kalp duvarında kalınlaşma, fibrozis
  • Akciğerde fibrozis
  • Kaslarda erime (atrofi)- ciddi yorgunluk
  • Yara iyileşmesinde gecikme
  • Tekrarlayan pankreatit atakları-hemorajik pankreatit
  • Böbrekte fibroz, glomerüloskleroz, proteinüri
  • İltihap hücreleri ile işgal edilmiş bir karaciğer
  • Karaciğerde fibroz, mezenterik damarlarda genişleme ve asit
  • Psikiyatrik bozukluklar, hafıza ve öğrenme sorunları, beyin sisi, öfke kontrolünde zorlaşma
  • Alzeimer gibi nörodejeneratif hastalıkların seyrinde hızlı kötüleşme
  • Diyabete bağlı komplikasyonların erken ortaya çıkması ve kötü seyretmesi

gibi komplikasyonların görüleceğini öngörüyorum. Bir önceki yazıda mekanizmaya ayrıntılı değinmiştik.

Bu bilimsel öngörü nedeni ile diyebilirim ki Covid dünya toplumlarında yeni kronik hastalıkları ortaya çıkarıp  kanser sayılarını  artırırken, eski kronik hastaları 1 yıl içinde öldürecek ve yaratmış olduğu infertilite(kısırlık) ile nüfüs kontrolü sağlayacaktır. Bu nedenle virüs insan eli ile yaratılmış gibi görünüyor. Ölümler ise covidin neden olduğu sorunlar içinde  buzdağının görünen kısmı olacaktır.

Vücut savunma sistemi iki ana parçadan oluşur. İlki özgül olmayan(doğal) bağışıklık, diğeri ise  özgül(kazanılmış) bağışıklıktır (Tablo 1).

Tablo 1. Vücudun hastalık yapan etkenlere karşı savunma hattları

Özgül olmayan (doğal) bağışıklıkÖzgül (kazanılmış) bağışıklık
1.hatt2.hatt3.hatt
Deri, zarlar, salgılarFagositik hücreler, katil hücreler, interferonHumoral bağışıklıkHücresel bağışıklık

Kazanılmış  bağışıklık sisteminin humoral ve hücresel olmak üzere ikiye ayrılır.  Ölü patojen(hastalık yapıcı) parçasından hazırlanmış ölü aşılar, bir çok hastalığa karşı humoral bağışıklık sağlamak için başarılı bir şekilde kullanılmaktadır. Çin aşısı böyle bir aşıdır. Ancak bu aşılar HIV veya hepatit C gibi viral enfeksiyonlar dahil olmak üzere birçok kronik hastalığın hücre içi patojen etkilerini ortadan kaldırmak için gereken hücresel bağışıklığı sağlamakta etkisizdirler. Bu aşılar daha az verimli oldukları için daha güvenli bir alternatif olarak geliştirilmiş ve içeriklerinde sıklıkla yardımcı maddeler eklenmiştir.  Zayıflatılmış patojenden hazırlanan canlı aşılar ise, kazanılmış bağışıklık sisteminin iki kolu olan; hücresel ve humoral bağışıklığı aktive etmede en etkili olanlardır. Ancak bu aşıların bağışıklık yetersizliği olan, bağışıklık sistemi baskılanmış hastalarda canlı zayıflatılmış aşıların uygulanmaması önerilmektedir.  Aslında, zayıflatılmış patojenler, patojenik(hastalık yapıcı) forma dönme ve hastalığa neden olma konusunda çok düşük bir potansiyele sahiptir (2-4).

Kazanılmış bağışıklık sisteminin humoral ve hücresel kollarını harekete geçirme vaadi, son on yılda  mRNA aşılarının geliştirilmesine yön verdi. mRNA parçalar minimum genetik bilgiyi temsil eder, hücredeki çekirdek zarı geçemezler. Çekirdeğe ulaşsa bile, kendisini hücre DNAsına entegre etmez. Tek sarmallı RNA lar arasında etkileşim nadiren mümkün olsa da, sitozolik mRNA’nın hücre DNA sı ile etkileşimi yoktur.  mRNA sentezi ve saflaştırması diğer aşılarla karşılaştırıldığında hızlı, kolay ve düşük maliyetlidir (5-7).

Klinik onay için mRNA aşılarının karşılaştığı ana zorluk hücre içine ulaşımı idi. Her yerde bulunan ribonükleazlar adlı enzimler tarafından yıkıma uğrayabilmeleri, mRNA fizyolojik koşullar altında oldukça dayanıksız kılmaktadır (8). Bu nedenle mRNA nın hücrelerimize kalıcı olarak yerleşecek söylemi doğru değildir. İlaç endüstrisi  mRNA ları yağ (lipid) partikülleri içine yerleştirerek hücre içi ulaşımını sağlamıştır. Ancak yinede dış ortamda taşınmasında -80 dereceye gereksinim vardır. 

Şekil 1.mRNA aşısının etki mekanizması

mRNA aşıları yapıldığında tıpkı zayıflatılmış canlı aşılar gibi hem humoral hem hücresel savunmayı harekete geçirir (Şekil 1). 

  1. Lipid(yağ) içerisinde mRNA parçaları kas hücresine yapılır.
  2. Hücre içinde lipid kapsülden kurtulan mRNA kodu hücrelerde bulunan ribozom tarafından okunur ve virüsün dikensi proteini üretilir. Üretilen bu protein hücre dışına çıkar.
  3. Antijen sunan hücre dikensi proteini içine alır, onu işler ve onun kimlik kartını çıkarır ve hem humoral hem de hücresel savunma sistemine(doğal bağışıklık sistemi) tanıtır.
  4. Humoral savunmanın parçası; B lenfositleri virüse karşı akılı füzeleri (antikorları) üretmeye başlar.
  5. Hücresel savunmanın parçası; T lenfositleri harekete geçer.

Görüldüğü gibi mRNA aşıları zayıflatılmış canlı aşılar gibi kazanılmış bağışıklık sisteminin iki kolunu birden çalışıtırır.

Amerika, İngiltere, İsrail, Kanada gibi gelişmiş ülkeler hızlıca aşılamaya geçerken gelişmekte olan ülkeler aşı tartışmaları ile geride kalmaktadırlar. 29 Aralık 2020’de yayınlanan listeye göre vatandaşını en hızlı aşılayan ülke % 7.44 ile İsrail olmuş,  tercih ettiği aşı Biontech (yeni nesil aşı) dır (Tablo 2).

Tablo 2. Ülkelerin 29 aralık 2020 itibarı ile aşılanma yüzdesi

Tüm dünyayı aşılama hızı virüsün hızına yetişecek mi pek emin değilim.  2021 yılı 2020 yılının bire bir kopyası olacağını (Dejavu) ve covid geçiren insanlarda yukarıda bahsettiğim hastalıkları duymaya başlayacağımız bir yıl olacağını düşünüyorum.

Domuz gribinde gerçekleştirilen aşı oyunu, aşı firmalarını sorgulanır yapmış, gündemdeki aşılar hızlı onayları ile bu şüpheyi pekiştirmiştir. Büyük tabloyu tam bu noktada kaçırmış durumdayız. Aşıların nadir görülen yan etkileri çok ön plana çıkarılarak toplum aşılanmasında hızlı hareket edilemeyecek olursa yukarıda bahsetmiş olduğum mekanizma nedeni ile hastalıklı bir toplumumuz olacak ve nüfusumuz ileri dönemlerde azalma eğrisine gidecektir. Eğer bir komplo var ise bu sefer oyun aşı üzerinden değil zaten virüs üzerinden kurulmuştur.

Ölü patojenden hazırlanan klasik aşıların (Çin aşısı gibi) başlangıçta güçlü antikor seviyesi sağlasa bile uzun süreli bir bağışıklık sağlamayacağını düşünüyorum. Aşılanan kişilerde Covid infeksiyonu görüldükçe aşılar ile ilgili güven kaybı oluşturacaktır. Ancak yine de salgının hızının kırılmasında sınırlı bir miktar işe yarayacaktır.

Virüs kendini sürekli değiştirmektedir. Belirli bir süre sonra ister klasik aşı olsun ister yeni nesil aşı işe yaramaz hale gelecektir. Bu durumda gelişmiş ülkeler yeni nesil aşıyı birkaç haftada düzenleyerek aşılamaya kaldıkları yerden devam edeceklerdir. Bizim ürettiğimiz veya almış olduğumuz aşıyı yeni mutasyona göre üretebilmek için en az 1 yıla ihtiyaç bulunmaktadır. Bu nedenle yılın ilk yarısında ülkemiz hangi aşıya ulaşabiliyorsa temin etmeli, aşılamayı başlatmalı, ikinci yarıda ise klasik aşıların değil yeni nesil aşıların uygulanmasını ve tüm anlaşmaların bu kapsamda yapılmasının doğru olacağını düşünmekteyim. Tüm dikkatimizi aşılama ile hastalıklı bir toplumun oluşmasını önlemeye vermeliyiz.

Yeni nesil aşıların mekanizmaları nedeni ile DNA mızı değiştirebilmesi mümkün değildir. Etkinlikleri klasik aşılardan daha yüksek ve daha uzun süreli olacaktır. Klasik aşılar ile aşı olanlarda Covid’e yakalananları daha fazla göreceğiz. Yeni nesil aşıların yan etki olarak klasik aşılardan farkı olmayacaktır. “Uzun dönem etkileri ne olur” söyleminin aşı için değil virüs için yapılması gerekmektedir.

Aşılar ile ilgili öngördüğüm bir yan etki : Hangi aşı olursa olsun, Covid geçirmiş kişiler geçirdikten kısa bir zaman sonra aşılanırlarsa ‘narkolepsi’ denilen uyku hastalığı veya bazı psikiyatrik sorunların ortaya çıkabileceğidir.  Covid geçiren ve özellikle hastaneye yatmak zorunda kalmış kişilerin en az 9 ay aşılanmaması gerektiğini düşünüyorum.

Sözlerimi yine Husam İytaninin sözleri ile bitirmek istiyorum:

“Aşı muhalifleri bu şekilde, aslında sözde düşmanlarına hizmet ediyorlar. Kamusal alanı bilimsel olarak doğrulanamayan, diyalog ve ya açıklamaların kendisine karşı etkisiz kalacağı söylemlerle doldurarak kendi kehanetlerini gerçekleştiriyorlar.”

Prof.Dr.Hasan Önal

Çocuk Metabolizma Uzmanı

Sağlık Bilimleri Üniversitesi

Kaynaklar

  1. https://www.indyturk.com/node/293666/dünyadan-sesler/aşı-karşıtlığı-kendini-gerçekleştiren-kehanetler
  2. Crawford NW, Bines JE, Royle J, Buttery JP. Optimizing immunization in pediatric special risk groups. Expert Rev. Vaccines. 2011;10(2):175–186. 
  3. Liu MA. Immunologic basis of vaccine vectors. Immunity. 2010;33(4):504–515. 
  4. Hilleman MR. Recombinant vector vaccines in vaccinology.  Biol. Stand.1994;82:3–20. 
  5. Deering RP, Kommareddy S, Ulmer JB, Brito LA, Geall AJ. Nucleic acid vaccines: prospects for non-viral delivery of mRNA vaccines. Expert Opin. Drug Deliv.2014;11(6):885–899. 
  6. Pascolo S. Vaccination with messenger RNA (mRNA) In: Bauer PDS, Hartmann PDG, editors. Toll-Like Receptors (TLRs) and Innate Immunity.Springer Berlin Heidelberg; Germany: 2008. pp. 221–235.
  7. Jäschke A, Helm M. RNA sex. Chem. Biol. 2003;10(12):1148–1150.
  8. Sorrentino S. Human extracellular ribonucleases: multiplicity, molecular diversity and catalytic properties of the major RNase types.  Mol. Life Sci. CMLS. 1998;54(8):785–794.

Leave a Reply

%d blogcu bunu beğendi: